| Uydudan Sinop
|
|

|
| Döviz Kurları
|
| Döviz | Döviz Alış | Döviz Satış |
| Dolar | 1.5033 | 1.5106 | | Euro | 1.9179 | 1.9272 |
|
| İhale - Meclis
|
|


|
| Sinopale
|
|

|
| Kent Konseyi
|
|

|
| Sinop Üniversitesi
|
|

|
|
Zengin bir kültür hazinesine sahip olan
Sinop, Anadolu'nun en eski şehirlerinden biri olup, ilin ilk
yerleşme tarihi ilk Tunç Çağı ile başlamıştır.
Coğrafi konumu nedeniyle antikçağlardan beri deniz ve ticaret
kenti olan Sinop'ta Karadeniz'e hakim olmak isteyen bütün
kavimler yaşayarak medeniyetlerinin kalıntılarını
bırakmışlardır. Bir Hellen kolonisi olarak kurulan ve antikçağda
Karadeniz'in en önemli kenti olan Sinop Helenistik dönemde
Anadolu'nun yerli kültürleriyle Hellen ve Pers kültürlerini
birleştirmek isteyen Pontus Devleti'nin de başkentlerinden biri
olmuştur.
M.Ö. 70 yılında Romalıların, M.S. 395 yılında Bizanslıların,
03.Ekim 1214 yılında Selçukluların 1461 yılında Osmanlı
İmparatorluğu'nun hakimiyetine giren Sinop, Bizans döneminde
Ortodoks Hıristiyanlığı'nın etkisiyle dilde ve kültürde
Hellenleşmiştir. Türk egemenliğine geçişiyle yayılmaya başlayan
Türk -İslam kültürü ise, günümüzdeki yapının temelini
oluşturmuştur.
Selçuklu egemenliğinde Sinop baştan başa imar edilmiş, şehrin
imarı için diğer şehirlerden hocalar ve yapı ustaları
getirilmiştir. Candaroğulları döneminde de önemli bir liman olma
durumunu koruyan Sinop'a büyük önem verilmiştir. Kültür
müessesesi zamanının en yüksek seviyesine ulaşmıştır. Şehirde
cami, medrese, kütüphane, imaret, köprü, han ve hamamlar
yaptırılmıştır. Tersanelerinde zamanın en büyük gemileri
yapılmaya başlanmıştır. İlim adamları Sinop'ta toplanmış ve
büyük himaye görmüşlerdir. Yine bu devirde Türkçe bir çok eser
yazılarak Türk Kültürü'nün dünyaya yayılmasına hizmet
edilmiştir. Sinop Darphanelerinde devrin en güzel paraları
basılmıştır.
Osmanlı döneminde de önemli bir liman ve gemi yapımı merkezi
olma durumunu sürdüren Sinop'a, XVII. Yüzyıl ortalarında uğrayan
Evliya Çelebi halkının tüccar, marangoz ve gemici olduğunu ünlü
Seyahatnamesinde yazmıştır.
Ancak XIX. yüzyılda Anadolu'nun iç kesimleriyle bağlantı güçlüğü
yüzünden, Sinop Limanı önemini kaybetmiş, Trabzon ve Samsun
Limanları ön plana çıkmıştır.
Nüfus çoğunluğu Müslüman olmasına rağmen, bu dönemlerde daha çok
Sinop'ta toplanan Hıristiyan azınlıklar ticaret ve zanaatı
ellerinde tutmuşlardır. XIX. yüzyıl sonları ve XX. Yüzyıl
başlarında dışa bağımlı ticaretin gelişmesiyle surların dışında
yeni bir yerleşim merkezi ortaya çıkmıştır.
XIX. yüzyılın ikinci yarısında yöreye yerleştirilen Kafkas
kökenli göçmenler özgün gelenek ve görenekleriyle kültürel
yapıya renk katmışlardır. Denizle iç içeliği bir ticaret merkezi
oluşu kentin değişik değerler tanımasına yol açmıştır.
Arkeolojik kalıntıları, etnolojisi ve folkloru ile paha biçilmez
bir kültür mirasına sahip olan Sinop, 1991 yılında Türk
egemenliğine geçişinin 777. Yıldönümünü yaşamıştır.
Milli mücadelenin başladığı yıllarda Bandırma vapuru ile
Samsun'a gitmek üzere yola çıkan Ulu Önder Atatürk 18 Mayıs 1919
tarihinde Sinop'a uğramıştır. Atatürk devrimlerinden harf
devrimiAtatürk'ün 15 Eylül 1928 tarihinde ikinci defa Sinop'a
gelişleri ile ilimizde başlatılmıştır.
Hatta Sinop'u çok sevdiğini belirten Atatürk bu hislerini "Ne
olurdu Sinop'un yarı güzelliği Ankara'da olsa idi" ifadesiyle
belirtmiştir.
Cumhuriyetin başlattığı dönüşümler Sinop'lular tarafından
kolayca benimsenmiş, 1932 yılında kurulan Halkevleri ilin
toplumsal-kültürel yaşamında önemli bir işlev göstermiştir.
O dönemde kurulan Sinop Halkevi pek çok alanda yaptığı
faaliyetlerle Türkiye'nin önde gelen halkevlerinden biri
olmuştur. Yine bu dönemde Sinop'a ilk sinema halkevi tarafından
getirilmiştir. Tiyatro faaliyetleri yapılmıştır. Çok sayıda
tiyatro oyunu, gerek açık havada, gerekse kapalı salonlarda
halka sergilenmiştir.
Yörenin durağan yapısındaki ilk kıpırdanmalar 1950'li yıllarda
görülmeye başlanmıştır. Yine bu yıllarda kurulan Türk-Amerikan
ortak savunma tesislerinde görevli yabancılar da yüksek tüketim
düzeyleriyle kentin yaşamını etkilemişlerdir. Bu etkilerle
Sinop'un tarihsel uğraşıları turizme yönelik tahta ve
dokumacılık biçiminde yeniden ortaya çıkmıştır.
1970'lerde sonra hızlanan sanayileşme-kentleşme de kültür
değişmesinin etkilerindendir.
İlk Tunç Çağı'ndan başlayarak günümüze kadar pek çok medeniyete
sahne olmuş ve bu medeniyetlerden hala ayakta duran kaleleri,
camileri, türbeleri, mescitleri, tabyaları ve kiliseleri ile
bizlere örnekleri kalmış olan Sinop'ta kazılardan ve çevreden
elde edilen buluntular da şehir müzesinde sergilenmektedir. |
|
|
|
Sadece üyeler oylayabilir.
Lütfen Üye olun ya da Üye girişi yapın.
Henüz bir oylama yapılmamış.
|
|
| Dumansız Hava
|
|

|
| Tarihi Kentler
|
|

|
| E-Belediye
|
|

|
| Kamu Hizmeti
|
|


|
|